FETÖ NEDEN ÇÖZÜLMÜYOR?

1 saat önce 6
Yapı, elebaşısı Fethullah Gülen’in ölümüne rağmen varlığını sürdürebiliyor, hatta stratejik alanlarda düşük profilli faaliyetlerine devam ediyor. Peki bu direnç nereden kaynaklanıyor? Haber:Adnan ONAY Cevabın önemli bir kısmı, örgütün masonik esinli örgütlenme modelinde yatıyor. Hücresel yapı, katı disiplin, karşılıklı izleme mekanizmaları, “kardeşlik” bağı ve ihanet karşısında devreye giren sert cezalandırma sistemleri, klasik masonik yapılarda görülen unsurlarla çarpıcı benzerlikler taşıyor. Bu model, örgütü hem esnek hem de kırılması zor kılıyor. Örgüt, görünürde birbirinden bağımsız “hücreler” halinde organize olmuş durumda. Her hücre kendi içinde görece özerk çalışırken, üst katmanlardan gelen talimatlar veya acil tehdit algısı durumunda süratle koordine olabiliyor. Bu yapı sayesinde örgütün tek bir noktadan çökertilmesi mümkün olamıyor. Yapının devamını sağlayan en kritik unsurlar kripto elemanlar. Bunlar, uzun yıllardır örgütsel bağlarını gizlemiş, kamu kurumlarında, özel sektörde, medyada, akademide ve hatta güvenlik bürokrasisinde konumlanmış kişilerden oluşuyor. Maskeleri genellikle “eski FETÖ’cü”, “muhalif”, “tarafsız bürokrat”, “iş insanı” , “siyasetçi” veya “sivil toplumcu” gibi görünümlerle örtülüyor. Bu kripto kadro, yapının “gizli eldiveni” işlevini görüyor. Yapıdan ayrılmak isteyen, sırları ifşa etme potansiyeli taşıyan veya örgütün çıkarlarına aykırı davranan bir üye için bu kripto unsurlar devreye giriyor. Bu gibi kişiler çok yönlü olarak baskı altına alınıyor. Kişi, sahte tanık beyanları, manipüle edilmiş yazışmalar, montajlı ses/görüntü kayıtları gibi unsurlarla FETÖ karşıtı olarak bilinenler eliyle deşifre ediliyor, suçlanıyor ve yargılanmak dahil birçok sorun yaşıyor. Bu mekanizma, tahliye olan eski üyeler için de geçerli. Cezaevinden çıkan bir üye, örgütün yeniden canlandırılmasına katkı sunmazsa veya sessiz kalmayı tercih ederse, kısa süre içinde “yeni deliller”le yeniden cezaevine girmekle karşı karşıya kalabiliyor. Bu sistem, tüm FETÖ mensuplarını saran bir korku çemberi oluşturuyor. Siyasetçi, bürokrat, iş insanı, akademisyen fark etmeksizin her üye, “bugün susarsam yarın beni de yerler” bilincinde. Hapse girme, mal varlığına el konulma, ailevi yıkım riski o kadar somut ki, çoğu üye örgütün taleplerine rıza göstermek zorunda kalıyor. Öte yandan, bir kesimde hâlâ “yeniden eski günlere dönme” umudu var. Türkiye’de siyasi dengelerin değişmesi, uluslararası konjonktürdeki kaymalar veya yapının yurt dışındaki mali ve lojistik gücünün devreye girmesi halinde örgütün tekrar sistemin kritik noktalarına sızabileceği beklentisi, birçok üyenin motivasyonunu koruyor. Bu ikili dinamik (korku + umut) örgütü ayakta tutan en güçlü yapıştırıcı durumunda. Üyeler, kişisel çıkarlarını bir kenara bırakıp yapının kolektif çıkarları doğrultusunda hareket etmek zorunda kalıyor. Aksi takdirde yalnız kalmakla kalmıyor, sistematik bir “imha” sürecine maruz kalıyorlar. Son dönemde siyasette yaşanan bazı manevralar  bu perspektiften değerlendirildiğinde daha anlamlı hale geliyor. Bazı isimlerin geçmişteki derin bağlarına rağmen bugün “temiz” görünmeye çalışması, umut gibi toplumun önüne konmadı örgütün kripto mekanizmalarının iyice devreye sokulduğunu gösteriyor.  Özetle; FETÖ, klasik terör örgütlerinden farklı olarak finansal derinliği, uluslararası bağlantıları, hukuki manipülasyon kapasitesi ve “kendi üyelerini bile rehin alma” becerisi sayesinde olağanüstü bir dayanıklılık gösteriyor. Tamamen çözülmesi için sadece yargı ve istihbarat operasyonları yetmiyor; örgütsel modelin kendisine, kripto kadrolara ve psikolojik baskı mekanizmalarına da nüfuz etmek gerekiyor. Bu karanlık ağ, Türkiye’nin devlet aklı ve millet iradesi karşısında er ya da geç mutlaka çözülecektir. Ancak, bu belanın bir an evvel ülkemizden sökülüp atılması için daha sağlıklı, daha sağlam ve derinlikli adımlar atışması gereklidir.
Tümünü Okuyun - Kaynağa Git